Büşra ÇİÇEK -Eğitim

0
380

Öncelikle merhabalar

İlk köşe yazım olduğu için cümleye nereden başlayacağımı bilemedim. Bugün sizlere eğitim ile ilgili düşüncelerimden bahsetmek istedim.

Eğitim öğretim hayatlarımıza 6-7 yaşlarında başlıyor, 16 yıl boyunca ilkokul, ortaokul ve lise gibi başlıklar altında devam ediyoruz. Peki, bu kadar yıl eğitim almamıza rağmen neden hala düzgün bir Türkçe ile konuşamıyor, Hayat Bilgisi dersinde öğrendiklerimizi neden hayatımızda uygulayamıyoruz.

Bilmiyorum

6 yaşındaki bir çocuğa sabah 6 da kalkıp okulda şiir ezberletmeyi öğretirken, öğlenden sonra eve gelince televizyon karşısında eline tablet vererek susması gerektiğini öğretiyoruz. 10 yaşındaki çocuğun önüne yazılı kağıdı bırakıp yüksek not almasıyla ‘çok zeki’ derken, düşük not almasıyla ‘bu çocuk okumaz’ deyip umudunu kırıyoruz.

Ahşap oymayı seven bir çocuğu iyi bir marangoz olmaya teşvik etmek yerine istemediği bir hayata iterek ömrü boyunca sürüklenmesine sebep olurken, öğretmen olmak isteyen bir çocuğa okuyanlar ne yapmış bak atanamıyorlar deyip dükkan başına oturtuyoruz.

Eğitim sistemini de bizlerin bakış açısını da yanlış buluyorum. Bir yıl emek veren çocuğun başarısını karne ile ölçerken 16 yıllık emeklerimizi de girilen 2 sınavla ölçüyoruz.

Çocuklar için sevdiği bölümleri değil, istediğimiz bölümleri doğru buluyoruz. Yaşamak istedikleri mutlu meslekleri anlattıklarında değil, atanması kolay, maaşı yüksek huzursuz hayatları kazandıklarında tebrik ediyoruz.

İnsan olmayı değil başarılı olmayı öncelikli buluyoruz.

Ukala bir doktor önünde boynumuzu büküp ceket iliklerken, masum bir çocuk ölmesin diye organ nakline onay veren kağıt toplayıcısına burun kıvırıyoruz.

Çocuklara merhametli, adaletli, saygılı diyerek değil

Çalışkan, zeki, hırslı diyerek sesleniyoruz…

Bu yanlış hepimizin…